PLEVNE KAHRAMANI GAZİ OSMAN PAŞA'YI ANMA PROGRAMI

05.04.2014 Haberler

Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa, 114. ölüm yıl dönümünde ilimizde düzenlenen törenle anıldı.
Törene; Tokat Valisi Sayın Mustafa Taşkesen, 48. Piyade Alay Komutanı Ünal Çaycı, Tokat Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu ile askeri ve mülki erkanın yanı sıra öğrenciler katıldı. Gazi Osman Paşa Anıtı önüne çelenklerin sunulmasıyla başlayan törende saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı'nın okundu. Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Belediye Başkanımız Av. Eyüp Eroğlu yaptı. Başkan Eroğlu yaptığı konuşmada; " Milletler, tarihe yön veren kahramanları sayesinde nefes alıp ayakta dururlar.   Türk Milleti, ebediyete akıp giden zamanın içinde yetiştirdiği sayısız kahramanlarla tarihe kök salmış; var olmanın, insanlığa hizmet vermenin aşkını, şevkini ve heyecanını daima canlı tutmuştur. Bizim kahramanlarımız uhrevi düşünceleriyle yalnız yaşadıkları dönemin değil, hem geçmiş zamanı hem de gelecek zamanı kuşatmışlardır. İlâ-Kelimetullah anlayışının mücahidi olan bu kahramanlarımızdan biri de hiç şüphesiz şehrimizin yetiştirdiği, dünya savaş tarihine damga vuran Gazi Osman Paşadır.    Gazi Osman Paşa Plevne’de Ruslarla üç muharebe yaptı. Bu savaşların üçünde de kendinden on kat fazla ordularla savaştı.  Bu ordular yalnız Rus Orduları değildi. Romanya’nın, Bulgaristan’ın ve Avusturya’nın orduları da vardı. Rus Çarı Aleksandr, Gazi Osman Paşanın orduları karşısında her mağlubiyet sonrası Avrupa Krallarına: -Türkler yalnız bizi yenmekle kalmıyor, aynı zamanda Hıristiyanlığı da mahvediyorlar! Ne olur yardım edin! Yoksa Ruslar da ortadan kalkacak, Hıristiyanlık ortan kalkacak! Diye ağlayıp sızlayarak yalvarıyordu. Adeta Plevne Savaşlarını bir Haçlı Savaşına çevirmek istiyordu.  İstediğine de nail oldu. Çünkü Avrupa kralları, on binlerin yanına, yeni on binler asker katarak, Rus çarının yardımına koştular. Ne yazık ki evlatlarına yazık ettiler. Onları; sancağını, bayrağını, vatanını canında kat kat fazla seven bir milletin kahramanlarının önüne kurban ettiler.   Fakat Plevne önlerinde bir avuç Türk ordusunun karşına gelince; güneşi gören kar nasıl eriyorsa öylece canlarını başlarını Tuna’nın sularına bırakarak eriyip gidiyorlardı. Yeryüzünde hiçbir nehir, Tuna Nehri kadar acıyı, kederi, ölümü, savaş çığlıklarını yakından duymuş değildir. Hiç bir nehir, aylarca kan renginde akmış değildir.  Balkanlarda berhava edilen canların kanları, okyanusa kadar uzanırken; nehrin kenarındaki şehirler yas tutuyor; cepheden gelmeyen eşleri, babaları ve evlatları için günlerce aylarca yas tutuyor; Kilisler çanlarını hiç durmadan çalıyordu. Sanki Avrupa’nın üstüne kâbus çökmüştü. Hıristiyan anneleri yavrularını bir kez daha “Türkler geliyor!” uyutmaya çalışıyorlardı.   Tuna boyları, Türkler için ne kadar zafer marşlarının yükseldiği,  savaş naralarının düşmanlarını tavşan gibi kaçamaya zorlandığı boylarsa; düşmanlarımız için de; o kadar, ölümün, mağlubiyetin, nefretin, kinin, korkunun kol gezdiği boylar olmuştur. O yüzden “Tuna Nehri Akmam Diyor                  Etrafımı yıkmam diyor                  Şanı Büyük Osman Paşa                  Plevne’den Çıkmam Diyor” marşı hâlâ yüreklerimizi titretir. Hâlâ içimizde “Bir daha ne zaman Tuna Boylarına akın yapacağız?” sorusunun cevabını arayıp dururuz. Tam yüz on dört yıldır Gazi Osman Paşayı her anışımızda, O’nun adını her defa aklımıza getirdiğimizde; yüreğimizde Tuna Boylarına doğru bir akın yaparız. Bu gönül akılarının, bu ebede doru sürekli yol almak isteyişimiz sebebi hiç şüphesiz hâlâ Tuna boylarında boynun bükük insanlarımızın, katliama uğrayan kardeşlerimizin olmasındandır. Daha dün Kosova’da yapılanları nasıl unuturuz? Zulüm tek millettir. Hangi kandan hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun zalimler de tek millettir. Bizler tarih boyunca insanlığa hep adalet, huzur, barış ve mutluluk taşıdık. Bundan sonra da aynısı olacak. Çünkü millet olarak, ülke olarak, devlet olarak hâlâ ezelden ve ebede bu ruhu taşımaya Allah’ımıza bir söz verdik. Bu sözden asal dönmeyeceğiz. Yeryüzünde zulüm ortadan kalkıncaya, barış ve sevgi insanların yüzünü güldürünceye kadar mücadelemize her yerde ve her zaman devam edeceğiz. Gençler, biz dört kıtaya mutluluk, huzur ve barış sancağını burçlara diken tek milletiz. İslam’ın barışsever ruhunu denizler ötesine taşımak için her bahar çıktığımız seferlerimizde; Ordularımıza kimi zaman Yüce Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa, Kimi Zaman Hızır Aleyhisselâm, Kimi zaman sarıklı mücahitler rehberlik etmiştir. Biz, hâlâ böyle bir milletin evlatlarıyız. Uluğbeylerin, Ulubatlı Hasanların,  Barbaros Hayrettinlerin, Hızır Paşaların, Fatihlerin, Yavuzların, Kılıç Ali Paşaların torunlarıyız.   İşte aynı tarihin ortak bir paydası olarak içimizden yetişen Gazi Osman paşaya da bu gözle bu anlayışla bakıyoruz.  Onlara her an saygı duyuyoruz. Bu tür kahramanların kahramanlıkları anlatmakla bitmez. Gazi Osman Paşanın bir hatırasın paylaşmak istiyorum. Plevne Muhasarası bütün şiddeti ve dehşetiyle devam ediyor. Yemek saatidir. Gazi Osman Paşaya aşçıbaşı özel bir yemek hazırlıyor. Önüne getiriyor. Gazi Osman Paşaya dönüyor: -Evladım ne kadar zengin bir sofranız varmış. Eğer bu kadar erzakımız varsa… Düşmanın bizden daha çok çekeceği var. Söyle bakalım, bu yemekleri askerlerim de yiyor mu? Aşçıbaşı boynunu büker sensini çıkarmaz. Gazi Osman Paşa işi anlamıştır. -Bire aşçıbaşı, tez bu yemekleri alıp kazana dökün.  Bana da askerlerim ne yiyorsa ondan getir! Az sonra Gazi Osman Paşa kupkuru bir peksimet, yarım tabak mercimek çorbasıyla bir askerin yanında yemek yemektedir. Sevgili gençler, değerli misafirler! Kahraman doğulmaz! Kahraman olunur. Çar, yaralı Gazi Osman Paşa’yı yanına çağırıyor. Gazi Osman Paşa, hiç eğilmeden kılıcını Rus Çarına Aleksandr’a teslim ermek istiyor. Çar Aleksandr, kılıcı geri uzatarak: -Bu kılıcı, herkesten çok, siz takmaya layıksınız. Önünüzde her zaman saygıyla eğilmeye hazırım. Siz bizim esirimiz değil misafirimizsiniz! Diyor. İşte kahraman! Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa,  doğumundan ölümüne kadar; yaptığı işlerle, gösterdiği kahramanlıklarla; adeta ahlakın, adaletin, mütevazılığın, cömertliğin, merhametin, şecaatin ve şahsiyetin timsali olmuş eşsiz bir kahramandır. O’nun gibi güzide bir kahramanın doğduğu şehirde başkanlık yapma lütfunu Allah bana bahşettiği için ne kadar şükretsem azdır. İnanın, aklım beynim, ruhum, kalbim O’nun doğduğu şehre hizmet etme heyecanıyla çırpınıyor. İnşallah bu arzumu, hep birlikte gerçekleştireceğiz. Gazi Osman Paşa’nın ruhaniyetinin huzurlu olması için, her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulmuş, bu kutsal vatan toprağına, ölesiye hizmet etmek için kendimle yarışacağım.       Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Şunu asla unutmayalım! Bizler fani insanlarız. Fakat kahraman ölümsüzdür. Gazi Osman Paşa gibi ölümüz bir kahramanın adını taşıyan okullara, yollara, caddelere ve burada yaşan insanlara hizmet götürmek bizim için şereftir. Bana verilen bu kutsal emaneti, milletimizin yüzünü ağartan Gazi Osman Paşanın şehrini daha güzelleştirmek, halkına daha çok hizmet etmek için, belediyemizin ve ülkemizin bize vereceği bütün imkânları seferber edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Asırlardır örselenen bir milletin ruhu; Plevne’de onun cesareti, O’nun zekâsı ve kahramanlığı sayesinde yeniden ayağa kalkmıştır. Bu Yüce Millete hizmet yolunda yapacağımız her türlü mücadelelerde sembolümüz daima Plevne’de doğan “Milli Ruh” olacaktır.  Bir kez daha hatırlatmak isterim ki: En kötü günlerde, felaketlerin üzerimize mahşer atlıları gibi çöreklendiği günlerde bile;  Plevne Savaşını ve Gazi Osman Paşa’yı asla unutmayacağız.  Biz de unutmayacağız, siz de unutmayacaksınız, çocuklarımız da, torunlarımız da unutmayacak. Hepimizin sembolü, Gazi Osman Paşa ve onun kahramanlığı olacak. Asla yeise kapılmayacağız. Mutlaka başaracağız. Bu başarının sırrı, şüphesiz Plevne’de ve Gazi Osman Paşa’da saklıdır. “ Diyerek İstiklâl Savaşının mihenk taşının Gazi Osman Paşa olduğunu vurgulamıştır. Eğer bugün ay yıldız bayrağın gölgesinde, millet olarak başımız dik, yüreğimizde vatan millet sevdası yüklü; milli birlik ve beraberlik içinde yaşıyorsak; bunu Gazi Osman Paşa ve Mustafa Kemal Paşa gibi Milli Kahramanlara borçluyuz. Hiç şüphesiz, günümüzde, geçmişteki kahramanları överek zaman ve mekâna damga vurmak mümkün değildir. Biz bugün ilimde, fende, ticarette, sanayide kültürde, şehirleşmede yeni kahramanlar yetiştirmemiz icap ettiğini çok iyi biliyoruz. İnşallah çağdaş dünyanın dudak ısıracağı, uzay bilimlerinden tıp alanına; mikrobiyolojiden, ekonomiye ve sanayiye varıncaya kadar her alanda bilim adamları yetiştirmenin eşiğindeyiz. Umut doluyuz, heyecanlıyız. Bu millete ve bu şehre sevdalıyız. Bu sevdamızı Gazi Osman Paşa’nı doğduğu şehre hizmet ederek ispat edeceğiz. Başta Gazi Osman Paşa ve ebediyete göç etmiş bütün kahramanlarımızın, ruhları şad olsun! Allah Onlardan rahmetini esirgemesin" dedi. Daha sonra Gazi Osman Paşa Lisesi öğrencisi Gökrem Yüksel tarafından Tuna isimli şiir okundu ve Jandarma Yüzbaşı Neşet Büyüker Gazi Osman Paşa'nın Askeri Kişiliği ile ilgili bilgiler verdi. Anma programı Gazi Osman Paşa Lisesi öğrencisi Zeycan Gildan'ın okuduğu Hey Tuna Tuna isimli şiirle son buldu.