BAKAN ÖZHASEKİ: ŞEHİRLERİN GELECEĞİ YÖNETİCİLERİN UFUKLARI İLE DOĞRU ORANTILI

19.02.2018 Haberler

‘AK Belediyeler 2019 yolunda’ adlı Yerel Yönetimler Karadeniz Bölge toplantısı Tokat Dedeman Otel’de Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katılımıyla yapıldı.

AK Parti Tokat Milletvekilleri, 12 Bakan Yardımcısı, Karadeniz Bölgesindeki 15 ilin İl, İlçe, Belde Belediye Başkanları, 3 Büyükşehir Belediye Başkanı, 13 İl Genel Meclis Başkanları ile Ak Parti Tokat İl Başkanı Metin Polat ve il Yönetiminin katılım sağladığı AK Belediyeler 2019 yolunda’ Karadeniz Bölge toplantısında konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki AK Belediyeciliğin formülünü verdi: İşinizi sevin. Taleplere suratınızı buruşturmayın. İnsanoğluna hizmeti Allah'a bir ibadet olarak görmelisiniz. Para, insan, mekân yönetimi olmazsa olmazlar.”

Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, yapılan hizmetin vatandaşa lütuf olarak görülmemesi gerektiğini, hizmetin vatandaşın hakkı olduğunu belirtti. Şehirlerin geleceğinin yöneticilerin ufuklarına bağlı olduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, "Belediye başkanları için para yönetimi, insan yönetimi, mekân yönetimi olmazsa olmazlar. Para yönetimini bilemiyorsak beceremiyorsak sağ ile sol ile istişare ederek kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Şehirlerin geleceği yerel yöneticilerin ufukları ile doğru orantılıdır. Eğer siz ufukluysanız, çalışkansanız ve hedefleriniz varsa o şehir gelişiyor. Değilse öylece kalıyor." dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, konuşmasında belediyecilik üzerine önemli vurgular yaparak, “Doğu ile Batı’yı ayıran en önemli kıstaslardan birisi kamu yönetim anlayışıdır. Burada yerel yönetimler de özel bir rol alır” dedi.

Türkiye'de belediyecilik anlayışının çok geç başladığının altını çizen Bakan Özhaseki, "Belediyecilik anlayışı olarak sadece hali vakti yerinde olan insanların hamiyet ve gayreti ile devam eden belediye faaliyetleri bir kısmı da vakıflar eli ile yürütülmeye devam ediyordu. İlk yasamız bile 1939 yılında çıkmış, derdimize derman olacak yasa ve sonra hızla yol almaya başladık. Özellikle 2002’de Ak Parti iktidarı nasıldı. Her komisyonda davet üzerine yer almış biriyim. Cumhurbaşkanımızın Başbakanlık döneminde kurulan ilk komisyonda da yer alarak, yerel yönetimlere nasıl baktığını, onlara yetkinin nasıl devredilmesi gerektiğini, şehirlerde yapılacak faaliyetler hususunda seçilmiş arkadaşların önlerinin açılması, yetkilerinin artırılması, finans kaynaklarının artırılması konusundaki gayretlerine bire bir şahitlik ettim. Toplumdaki bütün değişimler bir süreç. Akşam karar verilir sabahleyin uygulamaya geçilen bir ortam insanların kendi şahsıyla ilgili aldığı kararlardan ibarettir. Bu noktada hala aynı siyasi irade merkezden gelen doğruları yenilemek noktasında azmediyor. Zaman içerisinde de bunları devretmeye de devam ediyor. Şehircilikte geriye doğru baktığımız zaman geç başlayan bir belediyecilik anlayışı ve planlamayla birlikte ne yazık ki hepimizi belki de üzen, yoran şimdi karşımızda olan birçok problemin yumağı haline gelmesi noktasındaki tespitlerden birkaçını söylemem lazım. Bizde göçler çok geç başladı. 1950’lere denk geliyor. Zaten fakirlik yıllarından çıkmışız. Ayakta durmaya çalışıyoruz. Bir de büyükşehirlerin göç kavgasıyla karşı karşıya kaldık. Bu göçler karşısında ne yazık ki hazırlığımız yok. Büyükşehirlerdeki belediye teşkilatımız ve merkezi idare mantalite olarak bu göçlere hazır değiller. Fiziki olarak da hazır değiller. Koca koca gecekondular dolmaya başladı. Özellikle 1960’lı yıllarda ideolojik kamulaşmanın neticesinde yerel yönetimlerde bunun zirve yapması da işin tuzu biberi oldu. İstanbul’da 1960’lı yıllarda gecekondular, ne kadar kaçak yapı var görünüyor.  Haritalar üzerine işleniyor. Peki, 94 yılı geldiğinde o belediyeyi teslim ettiklerinde 60 binlerden başlıyor, 1 milyon 300 binlere kadar çıkıyor. İstanbul simsiyah olmuş. İşte bütün bunlara şahitlik etmiş insanlarız. Ondan sonra bir faaliyet başlıyor. Neler yapabiliriz diye. Bizim durumumuz şuna benziyor; bir kumaş var, kesmiş sağını solunu canını okumuşlar. Bakmışlar ki altından kalkamıyorlar ustayı çağırmışlar. Usta gel sen bu işe bir el kol ol. Adamcağız kumaşın başına geçmiş bir güzel elbise yapacak ama kumaşın canı okunmuş. Ama her şeyin bir çözümü var. Bakanlık olarak bir şehircilik şurası yaptık. 4 ana başlıkta çalıştık burada. Kentsel dönüşümle ilgili bir bölümümüz vardı. Sonra kimlik ve tasarruf ile ilgili bir bölümümüz vardı. Sonra göç ve uyum meselesi üzerinde ve günümüzde yerel yönetimlerin rolü nedir, ne değildir bu konuda bir çalışma yaptık. Bütün bunları artık kanunlara yazıyoruz. Yeni kurallar koymaya çalışıyoruz. Kentsel dönüşümün nasıl yapılacağı ile ilgili yeni kurallar ortaya çıkarmaya gayret ediyoruz. Önümüzdeki günlerde bir kısım kanunlar, İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla gelecek meclise zaten. Bir kısmı da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının torba yasası olarak gelecek. Orada yepyeni alanlar açmaya devam edeceğiz.” dedi.

TÜRKİYE'NİN BAZI DÖNÜM NOKTALARI OLDU

Türkiye’de bazı dönüm noktaları olduğunu 1946 yılı,1980 sonrası siyasi gelişmeler ve AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılının bu dönüm noktalarından biri olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Belediyeler ve yerel yönetimler açısından da 1994 yılı bir dönüm noktasıdır. 2002’den sonra iş başına gelen hükümetimiz hizmet etme noktasında hangi alanda eskilerle kıyaslarsanız kıyaslayın başarılıdır. Ama bir başka  başarı daha var; Bir vesayet rejimi vardı. İnsanların seçip gönderdikleri insanlara Ankara’da tezgâh kuran, kumpas kuran bir yapı vardı. Bu yapı orada bekler istediği çizgiye getirmeye çalışırdı olmazsa ihtilal ortamı hazırlardı. Cinayet işlerlerdi. Sonra da ihtilal yapardı. Bu yapıyı elhamdülillah biz yok ettik.  İnançlar üzerindeki baskıları kaldırdık. Belediyecilik açısından da 1994 yılı bir milattır. 94’e kadar da bazı partiler vardı. Bugün kendi yerel yönetimlerine toz kondurmuyorlar. 21 yıl belediye başkanlığı yapan bir kardeşiniz olarak belediyeyi CHP’den alan birisi olarak o günlerde ne olup bittiğini söylememiz lazım. Bunlar acı gerçekler. Biz bazılarının yaptığı gibi kimseye iftira atacak değiliz. Yalan söyleyecek, algı operasyonları yapacak değiliz. O dönemlerde gerek İstanbul’da gerekse Ana Muhalefetin şimdiki sahip olduğu belediyelerde ne yazık ki ideolojik bir yaklaşım vardı. İstanbul’da çöp dağları karşımızda duruyordu. Öğrenciliğini 80’li yıllarda yapmış birisi olarak susuzluğu çekmiş biriyim. 90’lı yıllara doğru ticaret yaptığım İstanbul’da mal aldığım depoların kenarlarında kahvehaneler vardı. O kahvehaneler her zaman doluydu. Depoda çalışan birine sordum ‘Ya bu kahvehaneler hiç boş kalmaz mı?’ dediler ki ‘Abi buralar belediye işçileriyle dolu. Sabah gelirler buraya.’ İşlerini kim yapacak peki? ‘Taşeron çıktı’ dediler. Taşeronun adını ilk defa o zaman duydum. Hepsi sendikalılar. Eylem olacağı zaman otobüsler gelirmiş. Eyleme gidiyorlar topluca. Demokratik haklarını kullanıyorlar. Sevsinler sizin demokratik haklarınızı! Sonra garibanın birine de az biri para vererek çalıştırırlar çalışıyor gibi görünerek. Bütün bunlara şahidiz.” şeklinde konuştu.

"İŞİ YAPTIKTAN SONRA LÜTUF OLARAK GÖRMEYİN, HİZMET VATANDAŞIN HAKKIDIR"

Türkiye'nin, sosyal belediyeciliğin ne olduğunu AK Partili belediyelerden öğrendiğini vurgulayan Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:

"İş yapıktan sonra bunu lütuf olarak görmeyin hizmet vatandaş için bir haktır. Sizler seçilmişler olarak bu hakkı yerine getiriyorsunuz. Önce altyapı belediyeciliğiyle başladık. Sonra üst yapıya ardından da sosyal belediyeciliğe başladık. Sosyal belediyeciliğin ne olduğunu emin olun Türkiye AK partili belediyelerden öğrendi. Çok şükür çıta yükseliyor. Hizmet alınır, çiğnenir, yutulur, doyulur, sonra yeniden ister. Hizmette sınır yok. Her zaman bir öncekinden daha iyisi, daha güzeli. Bu psikolojiye alışmak lazım. Şehri geleceğe taşıyacak ne varsa yapmak zorundayız. İşin birincisi bu işi sevmektir. Size gelen istekler sonrasında yüzünüzü buruşturmamaktır. İnsanoğluna hizmeti Allah'a bir ibadet olarak görmektir. Eğer bu duygularla işe başlayamazsak işimiz zor. Her işin başı iyi niyet. Sonra çalışma. Bir modern işletmecilik mantığını ortaya koyma. Hele hele belediye başkanları için para yönetimi, insan yönetimi, mekân yönetimi olmazsa olmazlar. Para yönetimini bilemiyorsak beceremiyorsak sağ ile sol ile istişare ederek kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Şehirlerin geleceği yerel yöneticilerin ufukları ile doğru orantılıdır. Eğer siz ufukluysanız, çalışkansanız ve hedefleriniz varsa o şehir gelişiyor. Değilse öylece kalıyor."

DEAŞ BELASI PROJE BİR ÖRGÜTTÜR

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye'nin zor bir süreçten geçtiğini ifade ederek “Hamdolsun ülkemizin içi temizlendi. Ülke bir FETÖ belası atlattı. Bizden başkada onu temizleyecek başka bir Allah'ın kulu partide yoktu. Şimdi dışarıda temizlik yapılıyor. Rabbim Mehmetçiklerimize yardım etsin. DEAŞ diye bir bela var. Güya bütün batı ve Amerika DEAŞ'la mücadele ediyor. Ne bu DEAŞ çok net söylüyorum proje bir örgüt” diye konuştu.

Toplantının verimli geçmesini dileyerek başladığı konuşmasında belediyecilik üzerine önemli vurgular yapan,  Bakan Özhaseki, “Doğu ile Batı’yı ayıran en önemli kıssalardan birisi kamu yönetim anlayışıdır. Burada yerel yönetimler de özel bir rol alır” dedi. 2002’de AK Parti iktidarından sonra  kurulan her komisyonda naçizane davet ettikleri için yer almış bir kardeşinizim. O dönemde başbakanlığı döneminde kurulan ilk komisyonda yer alarak yerel yönetimlere nasıl baktığını, onların yetkilerinin asıl devredilmesi gerektiğini, finans kaynaklarının arttırılması noktasında gayretlerine şahitlik eden biriyim. Şehircilikte geriye doğru baktığımız zaman geç başlayan bir belediyecilik anlayışı ve planlamayla birlikte ne yazık ki hepimizi belki de üzen, yoran şimdi karşımızda olan birçok problemin yumağı haline gelmesi noktasındaki tespitlerden birkaçını söylemem lazım. Bizde göçler çok geç başladı. 1950’lere denk geliyor. Zaten fakirlik yıllarından çıkmışız. Ayakta durmaya çalışıyoruz. Bir de büyükşehirlerin göç kavgasıyla karşı karşıya kaldık. Bu göçler karşısında ne yazık ki hazırlığımız yok. Büyükşehirlerdeki belediye teşkilatımız ve merkezi idare mantalite olarak bu göçlere hazır değiller. Fiziki olarak da hazır değiller. Koca koca gecekondular dolmaya başladı. Özellikle 1960’lı yıllarda ideolojik kamulaşmanın neticesinde yerel yönetimlerde bunun zirve yapması da işin tuzu biberi oldu. İstanbul’da 1960’lı yıllarda gecekondular, ne kadar kaçak yapı var görünüyor.  Haritalar üzerine işleniyor. Peki, 94 yılı geldiğinde o belediyeyi teslim ettiklerinde 60 binlerden başlıyor, 1 milyon 300 binlere kadar çıkıyor. İstanbul simsiyah olmuş. İşte bütün bunlara şahitlik etmiş insanlarız. Ondan sonra bir faaliyet başlıyor. Neler yapabiliriz diye. Bizim durumumuz şuna benziyor; bir kumaş var, kesmiş sağını solunu canını okumuşlar. Bakmışlar ki altından kalkamıyorlar ustayı çağırmışlar. Usta gel sen bu işe bir el kol ol. Adamcağız kumaşın başına geçmiş bir güzel elbise yapacak ama kumaşın canı okunmuş. Ama her şeyin bir çözümü var” dedi.

Daha sonra kürsüye çıkan Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu “Kadim şehrimiz Tokat’ta sizleri ağırlamaktan mutluluk ve şeref duyuyoruz Böylesine güzel bir toplantıyı yapmak için bizlere fırsat veren Yerel Yönetimler Başkanlığımıza da çok teşekkür ediyorum. Toplantımıza teşrif eden misafirlerimize de hoş geldiniz diyor, teşekkür ediyorum. İnşallah toplantımız belediyelerimize ve partimize hayırlar, güzellikler getirir. Bu toplantının 2019 yolunda AK Belediyelerin daha da çoğalmasına vesile olacağına inanıyorum. Toplantı için ilimize teşrif eden tüm Başkanlarımıza ve katılımcılara teşekkür ediyorum” dedi.

BAKAN ÖZHASEKİ KENTSEL DÖNÜŞÜME GİRECEK YERLERİ GEZDİ

Toplantının ardından Vali Dr. Ömer Toraman’ı makamında ziyaret eden Bakan Mehmet Özhaseki daha sonra Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu ile birlikte kentsel dönüşüm projesi uygulanacak olan Sulusokak ve Tokat Kalesi civarında incelemelerde bulundu.

Başkan Eroğlu geziyle ilgili yaptığı açıklamada: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uhdesinde olan Kaledibi Risk alanında Sayın Bakanımızla görüşmelerimizi yaparak inşallah kısa sürede diğer bölgelerimizde de çalışmaların başlatılmasını sağlayacağız” dedi.

Bakan Sayın Özhaseki kentteki programlarının ardından Vali Dr. Ömer Toraman, Ak Parti Tokat Milletvekilleri Prof. Dr. Coşkun Çakır, Av. Zeyid Aslan, Prof. Dr. Celil Göçer, Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu ve protokol mensupları tarafından Tokat Havalimanından uğurlandı.